Uzunca bir süredir, emeklilikte yaşa takılanların derdinin "erken emeklilik" olmadığını söylüyoruz.
Mesele "YAŞ"ta değil, prim ödeme gün sayısında.
Devlet, 5000 bin demiş, emeklilikte yaşa takılanlar neredeyse bu rakama tur bindirmiş.
Yine de emekli olamıyor.
Bu haksızlık.
Haksızlık karşısında susan da dilsiz şeytan!..
Bu güne kadar emeklilikte yaşa takılanlar meselesine ilişkin çok şey yapmaya çalıştık.
Konuyu Başbakan Erdoğan'ın önüne götürdük.
Hemen bütün bakanlara anlattık.
Sivil toplum örgütlerini ve medyayı harekete geçirmeye çalıştık.
Bugün artık siyasilerin, "emeklilikte yaşa takılanlar" gibi bir derdi var.
Medya, destek veya köstek yazıları ile konuyu ele almaya iyiden iyiye başladı.
Bedelli askerlik meselesi de böyle olmuştu, destekleyenler ve karşı çıkanlar vardı.
Hatta karşı çıkanlar daha fazlaydı.
Ama konunun ısrarla gündemde tutulması, bedelli askerlik isteyenlerin amaçlarına ulaşmasını sağladı.
Şu kadar ki; bedelli askerlik bekleyenler tek vücut hareket ettiler.
İşi politikaya dökmediler; hükümeti bu mesele üzerinden vurmak gibi bir niyetleri yoktu.
Onlar işlerine yarayan bir düzenlemenin çıkmasını istiyorlardı ve hep birlikte o hedefe vurdular.
Emeklilikte yaşa takılanlarda durum farklı; onların arasına karışmış ve emeklilik davasıyla uzaktan yakından alâkası olmayan insanlar var.
Bunlar, sürekli olarak yalan üretiyorlar, ümit kırıyorlar,  bu mesele üzerinden destekledikleri muhalefet partisine oy çıkmasını hedefliyorlar.
Biz ise, bu meselenin çözüme kavuşması için uğraşıyoruz.
Hak edenin hakkını alması için.
Lâkin, bazı şer odaklarının olumsuz faaliyetleri işimizi zorlaştırıyor.
O kadar ki, bunlar hem Başbakan'a hem de Bakanlara, milletvekillerine olmadık yazılar gönderiyorlar.
İşi "tehdit"e döküyorlar, hakaret bile ediyorlar.
Bu işler böyle olmaz; emeklilikte yaşa takılanların tek vücut olmaları gerekiyor.
Bu bir...
Bir de, emeklilikte yaşa takılanlar meselesi milyonlarca vatandaşımızı birebir ilgilendiriyor ama davanın katılımcıları çok az.
Vatandaşın çoğunun bilgisayarla ilgisi yok; kendisi emeklilikte yaşa takılanlardan ama durumunun farkında değil.
Farkında olanların büyük bölümü de, demokratik ve hukuki tepki yollarını denemekte ya tembel davranıyor ya da çekiniyor.
Bedelli askerlik bekleyenler böyle değil; onlar herhafta Meclis'e geldiler,  gazete, televizyon merkezlerini mail, faks, telefon yağmuruna tuttular.
İki grubu birbirleri ile kıyaslamıyorum yalnızca "hak verilmez alınır" ilkesine vurgu yapıyorum.
Emeklilikte yaşa takılanlardan "Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a hitaben usturuplu, hukuki mektuplar yazmalarını" istedim.
Öğrendiğim kadarıyla ancak birkaç mektup gitmiş.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Başbakanlık Ankara adresine, derdini iletmek üzere bir mektup gönderemeyen kişi ya da göndermeyen kişi, hakkını nasıl alabilir?..
Bizler bu zor şartlarda mücadele veriyoruz; Başbakan'a sunmak üzere bir anket hazırladık; maksadımız en az "yüzbin" rakamını göstermekti.
Birileri, "Yüzbine ulaşamayız" dedi, mecburen "50 bine çektik" rakamı.
Şimdi ben gitsem ve "Sayın Başbakan tam 50 bin oy kullanıldı!" desem ne kadar etkili olur?..
Milyonlarca vatandaş var, anketi sürekli olarak gündemde tutuyoruz ama gayret en fazla bin kişinin omuzlarına biniyor.
Bir de parazitler var, iş iyice zorlaşıyor.
Bu böyle diye işin peşini bırakacak değiliz; görüyoruz ki biz bıraktığımız takdirde vatandaşın derdinden anlayan gazeteci pek yok.
Beş, on arkadaşımıza rica minnet yazı yazdırdık.
Onlar yazdı diye on on beş haber de, peşinden geldi.
İnternet medyasındaki arkadaşlarımıza rica ettik; onlar bu iş için özel platformlar kurdular.
Şu anda arama moturuna emeklilikte yaşa takılanlar yazdığınızda dünya kadar kayıt çıkıyor.
Mesele, gündemin bu yoğunluğu arasında kendisine yer bulmayı başardı.
Ama yetmez!..
Bir de şu mesele var; birileri bize "Başbakanmışız" gibi hitap ediyor.
Bu meseleyi çözecek biz değiliz; vatandaş kendi derdine sahip çıkacak, bizler, derdine sahip çıkan kitlelerin sesinin yukarıya daha net bir şekilde ulaşması için aracı olacağız, rüzgarı hızlandıracağız...
Hükümet, bu işi çözmek durumunda olduğunu iyice kavrayacak.
Bu böyle; bütçe pastasından pay almak isteyen çok sayıda kaynak var, bunlar da kendi güçlerince bastırıyorlar.
Devlet, sıkı para politikasına yönelmiş durumda.
Bu şartlar altında öyle bir rüzgar estirmek lazım ki bu iş olsun.
Mesela...
Her ilden milletvekillerini yakalayıp yardım istemek, emeklilikte yaşa takılanların mutlaka yapması gereken bir iş.
İldeki yerel ve ulusal gazetelere, televizyonlara ziyaretlerde bulunup, meselelerinin haber olarak çıkması için rica etmek de kolay.
Bunlar yeterince yapılıyor mu?..
Yapılmıyor.
Benim prensibim şudur, Elimden geleni sonuna kadar yaptıktan sonra "Allah'ım sen nasip et!" derim.
Doğrusu bu değil mi?..




















 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik