Kültür-Sanat:
Afrika'nın Çöl Blues'u Köklerine Dönüyor
Yüzyıllardır Sahra Çölü'nün en ücra köşelerini dolaşan göçebe Tuareglerin dilinde "tinariwen" çöl anlamına geliyor. Fakat aynı ada sahip müzik grubu 2001'de ilk albümünü çıkardığından beri grup üyeleri kayıtları kendi ülkelerinde değil Paris ve Bamako (Mali) gibi şehirlerdeki stüdyolarda yapıyor. Müzikal tarzı Berberi, Arap, Batı ve kara Afrika tarzlarının sert bir karışımı olan Tinariwen, "Tassii" albümüyle kendi köklerine geri dönmeye çalışıyor. Adını Cezayir-Libya sınırı yakınlarındaki muhteşem kanyonların ve kumtaşı kemerlerin bulunduğu bölgeden alan albümün provaları ve kayıtları, tıpkı yıllar önce mülteci yerleşimlerinde siyasi sürgün olarak yaşayan ve müzik yapmak için bir araya gelen grubun kurucu üyelerinin yaptığı gibi çadırlarda ve kamp ateşlerinin etrafında yapıldı. Grubun basçısı Eyadou ag Leche, "Köklerimize dönüp 'ishumar'ı tekrar tecrübe etmek istedik" diyor. "İshumar" sürgün ve yersiz yurtsuz olmak anlamına geliyor. "O günlerde kamp ateşinin etrafında oturur şarkılar söylerdik. Tek bir gitar elden ele dolaşırdı. Tinariwen bu hareketlilikten, bu atmosferde doğdu. Bu yüzden 'Tassili'de duyduğunuz ishumar duygusunun ta kendisi" diyor. Tinariwen 1979'da, Mali'de doğan fakat babası bir Tuareg isyanını bastırmaya çalışan hükümet güçlerince kaçırı l ıp öldürüldükten sonra ülkesinden kaçmak zorunda kalan şarkıcı ve gitarist İbrahim ag Elhabib tarafından kuruldu. Þimdi 51 yaşında olan Elhabib Cezayir, Nijer ve Libya'da yaşadı ve son durağında Muammer Kaddafi tarafından desteklenen isyancı Tuareg ordusuna katıldı. Bir ülkeden diğerine göç edip duran ve hiçbir ülkeye ait olamayan Tuareg'lerin yaşadığı sıkıntılar hakkında yaptığı şarkılar Elhabib'i direniş ve özerkliğin sesi haline getirdi. Son on yılda Tinariwen, hem müzikte hem de duruşlarında sahiciliğe hasret Amerikalı ve Avrupalı pop müzisyenleri ve dinleyiciler arasında önemli bir takipçi kitlesi edindi. Grubun yaptığı müziğe bazıları "çöl blues"u adını veriyor. Grubun vazgeçemediği minör tonlar şarkılarına kesinlikle bir blues tınısı veriyor. Ne var ki grup üyeleri kendi kültürlerine ve Tamashek diline has manevi acılara, özlem ve nostaljiye atıf yapan, ayrıca çölün uçsuz bucaksız boşluğunu anlatan "asuf" adlı hissiyat hakkında konuşmayı tercih ediyor. Bu da grup üyelerine göre Mississippi ve Chicago'da blues yapanlarla kendileri arasında belli bir akrabalık yaratıyor. "Bana söylendiğine göre Kuzey Amerika'ya giden Afrikalıların çoğu Batı Afrikalıymış. Bizim oralardan gitmişler, yani aramızda ciddi bir bağlantı var" diyor Leche. "Bence böylesi felaketler yaşamış olan her halk bu 'asuf'u, acıyı, özlemi hissedebilir. Bu tip acılar farklı hakların müziklerini birbirine yaklaştırır" diye ekliyor. "Tassili"nin kaydı için yüzlerce kilo ağırlığında ekipman çölün ortasında bir kanyona taşındı ve bu aletler, kayıtlarda herhangi bir gürültü olmasın diye ana çadırdan 140 metre uzağa yerleştirilen bir jeneratörle çalıştırıldı. Albümün Amerikalı yapımcısı Ian Brennan, "Bu müziğin geniş alanlara, vahşi ve özgür olmaya ihtiyacı var" diyor. Leche ise, "Dört duvar arasında olduğunuzda daha farklı düşünüyorsunuz. Çölde ise tamamen özgürsünüz. Ne yapmak isterseniz onu yapıyorsunuz ve ne zaman isterseniz o zaman yapıyorsunuz. Sahneye çıktığımızda bizi görebilirsiniz, oradayızdır, ama aklımız bambaşka bir yerde, memleketimizdedir" diyor.
Anahtar Kelimeler

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner118

banner113

3D Olarak Beyaz Perdeye Geliyor
Ünlü çizgi roman karakteri 'Kötü Kedi Şerafettin' animasyon film olarak beyaz perdeye geliyor

Haberi Oku