İç ve dıştaki gelişmeler pariteleri hareketlendirince "dolar ve euro yönlü" sorular ağırlık kazandı.
Piyasaların ve bilhassa da euro ve ABD Doları'nın bundan sonrası ne olur?.. Konuya şuradan girelim:
Haftanın en önemli gelişmelerinden biri, yılın son toplantısı olma özelliğini taşıyan Fed buluşmasıydı. Piyasalardaki beklentilerin aksine, Fed üyelerinin aylık 85 milyar dolar büyüklüğünde olan tahvil alımlarını, hazine bonosu ve mortgage destekli menkul kıymetlerden 5'er milyar dolar olmak üzere toplamda 10 milyar dolar kırparak 75 milyar dolara düşürmesi, piyasalar üzerinde sert dalgalanmalara yol açtı.

Tahvil alımında kesinti
 
Yönü belirleyecek gerçeklerden biri: Yeni yılın ilk ayında uygulanacak olan kesinti 10 milyar dolar ile sınırlı kalmayacak. Fed Başkanı Bernanke'nin de ifade ettiği üzere, makro-ekonomik veriler olumlu gelmeye devam ettikçe 75 milyar dolara indirilen tahvil alımlarında yeni indirimlerle karşı karşıya kalacağız. Bu durumun hangi ülkelere yarayacağı ortada. Parasal genişleme süreciyle ilgili tartışmaların alevlenmesinden bu yana sürekli olarak gelişmelerin kalburüstü ülkelere yarayacağını, gerekli tedbirleri almamış gelişmekte olan ülkeleri ise hayli sarsacağını vurguluyoruz.
Tablo açık; indirilen tahvil alımlarına bağlı olarak düşecek olan dolar arzı, küresel piyasalardaki dolar talebi üzerinde baskı oluşturacak. Dolar fiyatı dengeye daha yüksek seviyelerde oturacak. ABD Doları'nın küresel piyasalardaki değeri artmaya devam edecek. Burası böyle.

ABD-Avrupa çekişiyor


İçinde bulunulan durumun bir boyutu daha var: ABD ile Avrupa arasındaki çekişme... Gelişmekte olan piyasalardan kaçan fonu ABD mi yoksa Avrupa mı çekecek? Euro/dolar paritesindeki hareketlilik dikkat çekici. Euro/dolar paritesinin Fed toplantısı öncesinde 1,38 ile Ekim 2011'den bu yana en yüksek seviyeyi görmüş olması euronun da yerinde saymadığını gösteriyor. Fed tarafında alınan tahvil alımlarının azaltılmasına ilişkin karardan dolayı paritede 1,3620 seviyesine düşülmüş olsa da sonrasında yaşanan toparlanmayla tekrar 1,37 düzeyine çıkıldı.

Euro açık ara önde

Yani, paritede yaşanan düşüş geçici bir tepki hareketinden öteye gidemezken yön tekrar yukarı çevrildi. Eurodaki yüksek tempo küresel piyasalardaki likidite düzeyleri ve faiz oranlarından kaynaklanıyor. Doların likiditesi eurodan çok daha fazla. Bu duruma bir de, özellikle rekor düşük seviyede tutulan faiz oranları eklenince doların euro karşısında zayıf kalması kaçınılmaz oluyor.
Türk Lirası'nın bu paralar karşısındaki durumuna bakacak olursak: Geride bıraktığımız 1 yıllık süreçte, dolar liraya karşı %16,5 değer kazanırken, Euro/TL paritesinde ise %21,7 düzeyinde artış kaydedildi.
Ayrışmanın Ekim ayında belirginleştiği paritelerde şu an itibariyle açık ara önde olan 2,86 seviyesindeki euro.



Süreç çalkantılı ama paniğe gerek yok!..

 
Fed kararı piyasalardaki hareketliliği artırdı ama kararın önceden fiyatlanmış olması dalga boylarını küçültecek ve dalgalanmanın geçici olmasını sağlayacaktır. Merkez Bankası'nın alacağı tedbirler, yurtiçi piyasalara olumsuz yansımaları azaltacaktır. Sıkı bir süreçten geçiyoruz. Tedbirli olmakta fayda var. Paniğe gerek yok.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik