Bana "Sürekli olarak bu konu hakkında yaz!" diyorsunuz.
Tamam da, sadece yazmakla elde edilebilecek sonuç yok.
Aynı lafları çevirip durmanın da mânâsı yok.
Yazmadığımız günlerde yan gelip yatıyor değiliz.
Ne yaptık anlatalım:
Kafalar uçak düşürme olayından dolayı Türkiye-Suriye ilişkileri ile meşgulken, gidip Başbakan Erdoğan'la görüştük.
Kendisine ilettiğimiz dosyanın akıbetini sorduk...
Mesele şu;
Emeklilikte yaşa takılanlar için hayli karışık, karmaşık bir süreç var.
Tablonun net bir şekilde ortaya konulması lazım.
Bu konuda, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik'e talimat verildi.
Bu durumda olanlar kaç kişidir, bu işin devlete maliyeti nedir, 12 yıla yayılan ve bundan sonrasında da en az on yılı ilgilendiren bir hesap...
Biz, bir ara, "Herkes ne kadar bekleyecekse o kadar yılın primini, ödeme kolaylıkları ile devlete versin. Emekli olsun" yaklaşımı üzerinde durduk.
Ama, emeklilikte yaşa takılanlar arasında fikir birliğini sağlayamadık.
Kimi, "Niye verecekmişiz, zaten tamamladık prim ödeme gün sayısını" diyor.
Kimi, "Verelim de bir an evvel emekli olalım."
Devlet, "Hadi yüzbinlerce belki de bir milyon kişiyi hadi emekli edeyim" diyebilir mi diyemez mi?..
Bu bir kere verilecek para değil, her ay verilecek.
Bunlar üzerinde uzun uzadıya düşündükten sonra, teklifin makul olması için böyle bir yaklaşımda bulunmayı düşündüm.
Ama, emeklilikte yaşa takılanların önemli bir bölümü karşı çıktı bana.
Dedim ki, "Arkadaşlar bu işle uğraşıyorum diye kimse bana para vermiyor. Emeklilik için para ödemeniz gerekirse, bu ödenecek paraların tek kuruşu da benim cebime girecek değil. Bunca zamandır sizin işinizle uğraşıyorum. Bu kadar çabayı kendi işim gösterseydim, ne bileyim, bunca ilişkiden kendim için bir rant çıkartma çabasına girseydim büyük paralar kazanırdım.
Ben, bu tür hesaplar yapmıyorum. Gönlüm ister ki, hepinizi bugün emekli edeyim. Ama bu konuda benim elimden gelen, ancak rüzgar oluşumuna katkıda bulunmaktır. Elimizde bir sitemiz var bir de yazar arkadaşlarımız. Bu konunun bir an evvel hallolmasını istiyorsanız, makul olmalısınız..."
Bunları dedim ama dinlemeyen çok oldu.
Hatta, kimileri beni umut ticareti ile suçladı.
Allah aşkına; Haberevet.Com, yüzbinlerin takip ettiği bir site.
Günde en az iki bin haber giriyor.
Emeklilikte yaşa takılanların önemli bir bölümünün bilgisayar dünyası ile alakasız olduklarını, büyük bir bölümünün bırakın evine internet bağlatmayı, yol parası bile bulamayacak durumda olduklarını bilmiyor muyuz.
Bir Fenerbahçe mi Kazanır Galatasaray mı anketi yapıyorsun, bir haftada 100 bin oy kullanılıyor bu alemde.
Emeklilikte Yaşa Takılanlar için anket yaptık; üç ayda 50 bini zor aştık.
Nasıl aştığımızı da, bir Allah bir biz biliriz!..
Dolayısı ile "Umut tacirliği" yaptığımızı öne  süren salaklara buradan en münasip el hareketini yaptığımı saygılarımla ifade etmek isterim.
Şimdiiii...
Ben bu işin içine aşağı yukarı dört beş ay evvel girdim.
Bu sürede, yazılı ve görsel medyada en az bin haber çıktı bu konuda.
Başbakan'a götürdüm, Bakanlara götürdüm, iktidarın diğer yöneticilerine götürdüm, televizyonlara aksettirdim.
Şu bu...
Benim açımdam işlemin bu aşaması tamamdır; yani konu kamuoyuna mal olmuştur.
Yapılacak olan, rüzgarı sürdürmektir.
İkinci kısmına gelince; 
böylesine büyük bir meselenin birkaç ay içinde çözüleceğini söylemedim hiç.
Sürekli olarak baskı oluşturmaktan bahsettim.
Baskı oluşturuldu.
Bununla birlikte netice şimdiye kadar alınmadı -ki- zaten bizim işin içine girmemizden bu yana geçen birkaç aylık sürede alınması mümkün değildi.
Olay şu; meseleyi netice alınabilecek kıvama hep birlikte getirdik.
Eskiden "Emeklilikte yaşa takılanlar" dediğinizde, "Pardon anlayamadım, ne yapanlar, ne yapanlar!" karşılığını alırdınız.
Şimdi varsınız.
Biliyorum, sabırsızlanıyorsunuz ama bir kişinin doğumu bile dokuz ay on günde gerçekleşiyor.
Sizin sekiz yıldır, on yıldır bekliyor olmanız meselesi değil bu.
Haberevet henüz bir yıllık bir haber sitesi, bizler bu işe yeni asılmaya başladık.
Ve kısa sürede bu mesafeleri sizlerle birlikte aldık.
Sizden isteğim, çevrenizde bu işe ve Haberevet'e olan ilgiyi arttırmanız.
Mümkünse, Haberevet'i açılış sayfası yapmanız.
Bununla birlikte, Ramazan boyunca verilecek iftarlara katılıp, oralarda lobi yapmanız.
Sezon açılışıyla birlikte, her ilde imza kampanyası organize etmek gerekiyor.
Yapılanlar cılızdı, bu işe gönüllüler lazım.
İzinleri alacağız, imza masalarını koyacağız.
Vatandaşın ilgisini çekeceğiz.
Etkinlikleri haber yaptıracağız.
Ankara Kılızay, İstanbul Taksim mesela...
Medyanın göbeği...
Çıktı, çıkıyor, oldu, bitiyor gibi yorumlara sakın ola ki inanmayın.
Biz buradaki yorumların hakaret içermeyenlerini yayınlıyoruz.
Herkes her türlü yorumu yapabilir.
Sağlıklı bilgi bizde.
Hiç kimse, zamansız beklenti içine girmesin.
Bu iş, zor bir iş.
Bunu bilmek gerek.
Belki, günün birinde bütün gazetelere tam sayfa ilanlar vermek için emeklilikte yaşa takılanlardan mesela kişi başına 10 lira gibi katkılar elde etmek gerekebilir.
Ama bunun hukuki alt yapısı nasıl olur bilmiyorum.
Para işleri sıkıntılı işler, bir organizasyon yaparsınız bir bakmışsınız paralar birilerinin cebine gitmiş.
Yolsuzluk olmuş.
Ya da yolsuzluk olmamış da olduğu söylenmiş...
Ben bu para işlerine girmem, öte yandan bütün gazetelere tam sayfa ilan vermek fikri de yabana atılır gibi değil.
Bütün gazeteler dediğiniz, en fazla on gazete.
Mesela; Hürriyet, Milliyet, Sabah, Yeni Şafak, Yeni Akit, Zaman, Akşam, Habertürk, Bugün, Milli Gazete.
Bunun üzerinde düşünmek gerek.
*
Kimileri, "Ohoooo, siz bu işi bitirene kadar kurbağının gözü patlar" diyebilir.
Ama, arkadaşlar; Ben Başbakan değilim.
Ben bir gazeteciyim.
Elimden gelen de, konuyu ısrarla takip etmek.
*
Emeklilikte yaşa takıların hepsi değil onda biri, benim gösterdiğim gayretin hepsini değil onda birini göstermiş olsa bu iş biter.
Kimseyi üzmek istemiyorum, suçlamak da istemiyorum.
Mesele çözülsün, insanımız hak ettiğini alsın istiyorum.
Ama...
Klavyenin başına geçip bana hakaret etmekle, beni küçümsemekle, benle alay etmekle, aşırı ümit pompalamak ya da ümit kırmakla, ahkâm kesmekle olmuyor bu işler.
Şimdi arkadaşlar, ne diyorsunuz...
Ben, bu işe asılmaya devam kararındayım.
Tabii, kitlenin ne istediği öncelikle önemli.
Kimileri; "Bırak ya, bu iş olmayacak. Uğraşma!" diyor.
Israrla bu tür mesajlar geliyor.
Ben, kitlenin ısrarlı olması halinde bu işin olmamasına ihtimal vermiyorum.
Önümüzde seçimler var, siyasi dengeler hassas bir çizgide.
Hükümete her istediğimiz an mesaj iletibilme imkanlarımız var.
Bu işin peşini de bırakmış değiliz...
Zaman zaman yazmıyor olmamız, takip etme arzumuzdan.
Bakalım, vatandaş ne diyor?..
Bakalım, kendi derdi ile ilgilenmeyen vatandaşın derdi ile ilgilenmek gibi bir tuhaflık içindemiyiz.
İzliyoruz...
Mesela...
"Bir Miting Yapılsa Mutlaka Gelirim" diyenlerden mesaj istedik.
Neticeler tatminkar değlidi.
Yap mitingi, otuz kişi, elli kişi, hadi yüz kişi...
Rezil ol!..
Oradan da "Bu muydu oğlum sizin baskı grubunuz!" desinler.
Bir işi yaparken sonucunu da düşünmek gerek.
Bugünlerde sizlerden gelecek tepkilere bakacağım, ona göre bir karar verecek...
Ve bu kararımı buradan açıklayacağım.
Bâki Selam.

HABEREVET İÇİN BİR RİCA
Haberevet'in facebook sayfasına katkıda bulunun lütfen.
Biz beğenin, dostlarınızın beğenmesini sağlayın.
Haberevet büyüyor ve İnşallah büyümeye de devam edecek.
Bunun için sizlerden para pul istemiyorum.
Biraz gayret gösterin, dua edin yeter.
Tamam mı?..












 




Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik