GAP Gazeteciler Birliği Başkanı Zeynel Abidin Kıymaz'ı aradım ve rica ettim:
"Sayın Faruk Çelik'in seçim ili Şanlıurfa'dan da gazetecileri yanınıza alıp, ziyarette bulunun ve lütfen Emeklilikte Yaşa Takılanlar konusunun önemini kendilerine bir de siz arz edin."
Sağolsun, başta Talat Akay olmak üzere bir grup gazeteciyi aldı yanına ve Bakan Faruk Çelik'i ziyaret etti, Sayın Zeynel Abidin Kıymaz.
Ve tam da benim rica ettiğim üzere, ziyareti emeklilikte yaşa takılanlar konusuna dayandırdı.
Dedi ki Zeynel Bey:
"Biz Güneydoğu'luyuz. Ben Türk'üm. Diğer arkadaşlardan bazıları, Türk, Kürt, Arap vesaire...Etnik kökenimiz ne olursa olsun bu memleketin evlatlarıyız."
Bakan dikkatle kendisini dinlerken sözü hemen emeklilikte yaşa takılanlara getirdi:
"Bir emeklilikte yaşa takılanlar meselesi var. Güneydoğu'da vatandaş terör örgütünün eline düşmesin diye gayret gösterirken, emeklilikte yaşa takılanlar ismi altında bunca mağdurun varlığı, terörü besler."
Çelik bağlıntıyı kurmakta zorlanırcasına bakarken devam etti Zeynel Abidin Kıymaz:
"Eve üç kuruş fazla para girse devlet batmaz ama girmese bundan terör faydalanır. Sayın Bakan; kimse sizden erken emeklilik istemiyor. Adamın, kadının 7000, 8000 bin günü olmuş. Devlete karşı bütün görevlerini fazlasıyla yerine getirmiş. Devlet maçın 89. dakikasında kural değiştiriyor. Bu olmaz. Tamam bunu siz yapmadınız ama daha öncekilerin yanlış yaptığı birçok şeyi düzelttiniz. Bunu da düzeltirsiniz. Buna inanıyoruz. Siz vatandaşı görmezden gelemezsiniz. Asla popolizm telkini filan yapıyor değilim. Burada bir hak söz konusu. Daha önce haberevet'ten bir gazeteci dostumuz size bu konuları getirmiş...Emeklilikte yaşa takılanların sosyal medyada nasıl teşkilatlandıklarını ben biliyorum. Bu hükümetin başka yeni anayasa olmak üzere pekçok alanda atması gereken adımlar var. Bu adımların atılması millet desteğine bağlı. Millet de kendisini destekleyeni destekler."
Bu sözler üzerine, bir süre düşünen Faruk Çelik dedi ki:
"Bu konu son zamanlarda sıkça önüme gelir oldu."
Zeynel Abidin Kıymaz ve diğer gazetecilere bir göz turu attıktan sonra, "Mesela milletvekili arkadaşlarım" dedi.
Çayından bir yudum aldı.
Biraz da sıkılmış bir halde:
"Partimden birçok milletvekili arkadaşım bu işin bir an evvel halledilmesini istedi. Kendilerine saatler boyunca izahatta bulundum. Şimdi konuyu sizle görüşmemde de baştan almak istemiyorum. Türkiye'de sigorta sistemi, zamanındaki malum uygulamalarla çok zorlanmış. Bugün sistem devletin sırtına büyük bir yük bindiriyor..."
Tam da bu anda, müdahale etti Kıymaz:
"Suçun mağdurlarda olduğunu söylemeyeceksiniz herhalde sayın bakanım!.."
Çelik güldü:
"Hayır değil elbet. Bazı politikacıların popülist, günü birlik politikaları yüzünden böyle oldu. Biz aynı hatalara düşmek istemiyoruz."
Kıymaz: "Yani olmaz mı diyorsunuz?.."
Çelik:
"Hayır öyle birşey demiyorum. Sadece, bu işlerde hem vatandaşın mağduriyetini giderecek hem de kurumu sıkıntıya sokmayacak bir formül üzerinde durmak gerek. Onu söylüyorum."
x
Evet.
Bu meyanda bir görüşme.
Söylenenleri motomot vermiş değilim. 
O görüşmede teyp kullanılmadı.
Sadece genel çerçeveyi ortaya koyuyorum.
Konuşulanların özü yukarıdaki gibi.
Sonuç mu?..
Çok güzel!..
Demek ki, hareketlerimiz milletvekillerinin üzerinde baskı oluşturdu.
Onlar da, Bakan Faruk Çelik'ten bu işin bir an evvel çözülmesini istedi.
Bu yazıyı, kontrol panelimden gelen sonuçlara göre, 100 bin kişi okuyor.
Her okuyan on kişi ile temas etse bir milyon.
Bir milyon bilinçli insan, her gittiği yerde vekil, mekil sıkıştırırsa bu iş tamamdır.
Zannetmeyin ki, politikacıların çoğu vatandaşı düşünür.
Maalesef, çoğu kendisini düşünür.
Bir politikacının şahsi durumlarına zarar verin de görün; nasıl aslan kesiliyor.
Vatandaş ise dört yılda bir, en fazla iki kez için lazımdır.
Demek ki bu işin yolu sandık.
Bastıracağız, bastıracaksınız!..
Sinyaller iyi; Türkiye bir yandan Cumhurbaşkanlığı diğer yandan da daha önemlisi, "Mahalli Seçimi" konuşuyor.
İktidar partisi bu işi ya çözecek ya çözecek.
Muhalefet partileri de öyle "lök" oturmaktan vazgeçip, iktidarı sıkıştıracak.
Hangisi işini iyi yaparsa oylar ona!..
Bunu evde, kahvede söylemek yetmez.
Her ilin mağduru gidecek ve milletvekillerine nezaketi elden bırakmadan bu konuda gerekli mesajları verecek.
Tamam mı?..
Tamam!..
Ha bu arada; Haberevet yönetimi, Sayın Başbakan'a "anket sonuçlarını" iletme, hem de yüz yüze iletme kararı almış...
Haberevet'in anketinde, vatandaşlara Emeklilikte Yaşa takılanların hakkı verilsin mi verilmesin mi yollu sorular yöneltilmiş...
Verilsin, verilmesin meselesinde olumlu düşünenler açık ara önde gidiyor.
Ancak katılımcı sayısı düşük.
Anketin hilesi hurdası olmadığından her girenin günde birkez oy kullanmasına izin verilmekte.
Biz istesek buradan hemen sayıyı milyona çıkartırız ama bu kendimizi aldatmak olur.
İyisi mi, ankete katılıp gerçek rakamları elde etmek.
Şunu da belirtelim, ankete katılım arttıkça Haberevet'in gücü de artıyor.
Haberevet'i incelediğinizde, hükümetin gücünü ve önemini  inkar etmeyen ancak doğru söylemekten de asla çekinmeyen bir politika izlediğini görürsünüz.
Haberevet, şahsi menfaatler peşinde koşmuyor.
Emeklilikte yaşa takılanların meselesini kırk yıl yazsanız, tek reklam gelmez.
Ama, reklam verenlerden birilerini üç kez övseniz dünyanın parası gelir.
O hesaplar bizim hesabımız değil. 
Allah'a şükür paranın fazlasına ihtiyacımız yok; azı da bizde var.
Para dediğin bir vasıta.
Çok oldu mu kudurtabilir insanı!..
Hazır elimizde hizmet için bir vasıta varken, dua alalım diyoruz.
Emeklilikte yaşa takılanların duaları da makbuldür, çünkü onlar mağdur insanlardır.
Bu insanların kalplerini zaman zaman kırdım.
Bunu biliyorum.
Ama, bu da sebepsiz bir kırış değildi.
Baktım, çok uyuşuk, ümitsiz takılıyorlar, bir iğne batırayım da zıplasınlar istedim.
Ve galiba da, bunca gayretimden sonra haklar helal olmuştur.
Çok şey yaptığımı söylemiyorum; sadece gayretli olduğumu söylüyorum.
Hep birlikte asılırsak, ip gelir.
Hadi!..




 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik