Siyaset:
Kılıçdaroğlu Erdoğan'ı 4. Murat'a benzetti
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ''Kayseri olayını kapattılar çünkü orada şeytan üçgeni vardı. Elazığ'da o şeytan üçgenini kuramadılar'' diyerek, bu dosyayı açmak için sonuna kadar mücadele edeceklerini söyledi.

Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında CHP'ye katılan gazeteci Oktay Ekşi'ye rozetini taktı.

Ekşi, yaptığı konuşmada, uzun bir gazetecilik yaşamından sonra CHP'de bulunmaktan onur duyduğunu dile getirerek, ''Bu dakikadan itibaren, milletine çok büyük hizmetler veren bu büyük partiye katılıyorum'' dedi.

CHP üyeliğinin, bir vatandaşın taşıyabileceği en büyük şeref payelerinden biri olduğunu belirten Ekşi, CHP'li olmanın, Atatürk'ün izinden ve gösterdiği hedeflerden ayrılmamak anlamına geldiğini söyledi.

Ekşi, CHP'li olmanın, ''Türkiye Cumhuriyeti'nin ebediyen yaşaması idealine kendini adamak, 'bağımsızlık benim karakterimdir' diyebilmek, çağdaş uygarlıkla bütünleşmek, demokrasiye, hukuka bağlı olmak, her türlü yolsuzluğa karşı mücadele etmeye söz vermek'' olduğunu vurgulayarak, ''CHP'li olmak, bu değerleri yaşama geçirecek olan CHP'yi iktidara getirmek için var gücüyle çalışmak demektir. Bu sözü vererek aranıza katıldım'' dedi.

Kılıçdaroğlu da Ekşi'nin, ''bir kalem ustası, bir medya duayeni olduğunu, kalemini satmadığını, bağımsız kullandığını, yeri geldiğinde CHP'yi de eleştirdiğini, doğruları söylemekten çekinmediğini'' ifade ederek, Ekşi'nin partiye katılmasından mutluluk ve onur duyduğunu vurguladı.

Ekşi'nin, CHP'li olmanın ne olduğunu çok güzel anlattığını belirten Kılıçdaroğlu, Ekşi'nin kaleminin, AK Parti iktidarıyla ''askıya alındığını'' savundu. Kılıçdaroğlu, ''Burada yazacak, söyleyeceksiniz, burada özgür ve bağımsızsınız'' diye konuştu.

Oktay Ekşi, grubun ardından gazetecilerin sorusu üzerine, siyasi kimliği gerektirdiği anda Basın Konseyi Başkanlığından istifa edeceğini belirerek, ''Þu anda gerektirmiyor'' dedi.

Bu arada, Basın Konseyinden yapılan açıklamada, Ekşi'nin bugünkü grup toplantısında partiye katılacağına yer verilerek, ''Oktay Ekşi siyasi kimliğinin gerektirdiği anda Basın Konseyi Başkanlığını bırakacağını ifade etmiştir'' denildi.

''KAYBETTİÐİNİZ HAKLARI VERECEÐİZ''

Kılıçdaroğlu, dün ''Çalışan Gazeteciler Günü'' olduğunu anımsatarak, yüzlerce gazetecinin çalışmadığını, işsiz olduğunu, bir çok mağduriyet yaşadığını anlattı.

Hükümetin, gazetecilerin yasalardan kaynaklı yıpranma hakkını elinden aldığını ifade eden Kılıçdaroğlu, ''Halkın iktidarında o kaybettiğiniz hakları fazlasıyla vereceğiz. Hiç endişeniz olmasın'' dedi.

Kılıçdaroğlu, eğitim uçuşu sırasında helikopterin düşmesi sonucu 5 subayın yaşamını yitirdiğini de anımsatarak, ailelerine ve orduya başsağlığı diledi. Kılıçdaroğlu, ayrıca vefat eden ''Kıvırcık Ali'' lakaplı sanatçı Ali Özütemiz'e de Allah'tan rahmet diledi.

Hafta sonu yaptığı temaslar hakkında bilgi veren Kılıçdaroğlu, Kuşadası'nda Romanların toplantısına katıldığını belirtti. Kılıçdaroğlu, Romanların çok şey istemediğini, kendi yerlerinde insan gibi yaşamak, çocuklarını okutmak, nüfus cüzdanı sahibi olmak, oy kullanmak, seçmek ve seçilmek istediğini dile getirerek, bunların çoğu zaman görmezden gelindiğini vurguladı.

Kılıçdaroğlu, ''Roman açılımı'' denilerek, Romanların, oturdukları Sultan Mahallesi'nden çıkarıldığını, milyarlık rantların birilerine peşkeş çekildiğini söyledi.

Grup toplantısını muhtarların da izlediğine işaret eden Kılıçdaroğlu, muhtarlıkların, demokrasinin, en saf, duru yaşandığı alanlar olduğunu kaydetti. Kılıçdaroğlu, muhtarların, bulundukları bölgede sorun çözen konumunda olmak istediklerini belirterek, halkın iktidarında muhtarların sosyal güvenlik primlerini devletin ödeyeceğini dile getirdi.

Kılıçdaroğlu, muhtarlardan, ortak ses çıkarmasını isteyerek, ''53 bin muhtarımız, 'Bizim sorunumuzu hangi iktidar ele alıyor ve sorunun çözümünü anlatıyor' diye düşünsün. Kim anlatıyor ve sorununuzu çözüyorsa onun yanında olun. Olun ki demokrasinin güçlenmesine sizler de katkı verin'' diye seslendi.

''BİR KÖÞEYE YAZIN''

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, her yerde ''Türkiye'nin nasıl büyüdüğünü, borsanın nasıl patladığını, ihracatın nasıl arttığını'' anlattığını belirten Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

''Onu dinleyenler, ülkede hiçbir sorun yok, Türkiye büyüyor diye düşünür. Sorunlar bazen o kadar acı ki devletin kurumları bile gizleyemiyor. TÜİK'in, yoksulluk araştırması yayımlandı. 2008'den 2009'a 818 bin yoksul sayısı artı.

Hani pırıl pırıl parlayan vazo var ya, cilaları döküldüğünde gerçeği görünen, işte o vazo kırıldı. TÜİK rakamlarına göre, 2008'de 11 milyon 900 bin olan yoksul sayısı, 2009'da 12 milyon 700 bine çıktı. Sayın Başbakan, buna nasıl yanıt verecek?

Türkiye büyüyor, kalkınıyor, kişi başına gelir 10 bin dolarları buluyordu. Nasıl oluyor da yoksul sayısı 818 bin kişi artıyor? AKP yöneticilerinin de bunu düşünmesi lazım. Siz hiçbir AKP yöneticisinin, 'seçimlere giriyorum', 'il, ilçe başkanı oldum, cebimden harcamalar oldu, yoksullaştım' dediğini duydunuz mu? Hepsi köşeyi döndü, fatura halka, yoksullara çıktı.

818 bin yoksul sayısı; AKP'nin, onun izlediği ekonomi politikasının yarattığı tablodur. Bunlar sadece kendilerini, yandaşlarını düşünüyor, halkı düşündükleri yok.

Bunların amacı yoksulluğu önlemek değil. 12 milyonluk kitleyi, biraz daha büyütüp, yoksulluğu yönetmek, çünkü yoksulluk kurumsallaştı. Yoksulluk kurumsallaşırsa, yoksulluğu giderecek reçete üretemezsiniz.

Yoksul kardeşlerime, yoksulluğu iliklerine kadar hissedenlere sesleniyorum; sizi bu hale getiren, 8 yıldır bu ülkeyi yöneten AK Parti iktidarıdır. Bunu unutmayın, bir köşeye yazın ve sandığa giderken bunu düşünün.''

''YUNANİSTAN NÜFUSU 10,5 MİLYON, YOKSUL SAYIMIZ 12 MİLYON''

Kılıçdaroğlu, yoksulluğu en ağır kadın ve çocukların yaşadığına işaret ederek, TÜİK rakamlarına göre, kırsalda 6 yaşından küçük çocukların yoksulluk oranın yüzde 48,69'a çıktığını, köylerde açlık sınırının altında 310 bin kişinin yaşadığını söyledi.

Yunanistan nüfusunun 10,5 milyon, Bulgaristan'ın 7,5 milyon olduğuna dikkati çeken Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin yoksul sayısının ise 12 milyon 751 bin olduğunu belirtti.

Kılıçdaroğlu, bir sivil toplum kuruluşunun 7 ilde yaptığı yoksulluk araştırmasına ilişkin Anadolu Ajansı'ndan geçen habere işaret etti. Kılıçdaroğlu, yine 9 Ocak'ta Anadolu Ajansı'ndan geçen bir haberi örnek göstererek Konya'da, kredi kartı mağduru bir vatandaşın, tefecilere başvurarak, borçlarını ödemeye çalıştığını anlattı. Kılıçdaroğlu, AK Parti'nin izlediği politikalar, vatandaşı tefecilerin kucağına itiyorsa, izlenen ekonomi politikasının sorgulanması gerektiğini vurguladı.

''SANIYORLAR Kİ BU DOSYA KAPANACAK''

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Bunlar 3 Y ile mücadele edeceklerini söyleyerek, iktidara geldiler. Yoksullukla mücadele; yoksul sayısı arttı. Devletin resmi kurumu TÜİK söylüyor. Birinci Y'de sınıfta kaldı. Yolsulluk sayısı; orada sayı mayı kalmadı.

Elazığ'da dönen dolapları okuyoruz. 'Yolsuzluk var' diyorlar, İçişleri Bakanı, 'Hayır yok, soruşturmaya da gerek yok' diyor. Bir yürekli savcı çıkıp, yolsuzluk olduğunu ve soruşturmak istediğini söylüyor, Danıştaya başvuruyor, soruşturma izni çıkıyor.

Bu bakan acaba hiç utanıyor mu sıkılıyor mu? Kayseri olayını kapattılar çünkü orada şeytan üçgeni vardı. Elazığ'da o şeytan üçgenini kuramadılar, savcı çıktı 'soruşturacağım' dedi, herkes itiraf ediyor, dönen dolapları anlatıyor.

Ayın 4'ünde Kayseri Valiliğinde oturup, müsteşarlığa atanan vali, imzalıyor, dosyayı kapatıyor. Ayın 4'ünde gelip müsteşarlık koltuğuna oturuyor, aynı 4'ünde aynı dosya, hangi hızla Ankara'ya geldiyse, dosyayı kapatıyor.

İçişleri Bakanı'na soruyorum, aynı gün, sabah dosyayı onaylayan, kapatan vali, öğleden sonra müsteşarlık koltuğuna oturdu, aynı gün bu dosya Kayseri'den Ankara'ya nasıl geldi?

Bu dosya, Kayseri'den postaya verilecek, evraktan çıkacak, gelip bakanlığın evrakına girecek, ilgili daireye gönderilecek, ilgili daire onay hazırlayacak, müsteşara gidecek, müsteşar bakanı görecek ve dosya kapanacak. Kayseri-Ankara hattı, 24 saat bile değil, birkaç saatte halloluyor.

Bu dosyayı Kayseri'den Ankara'ya kim getirdi, birisi koltuğuna alıp mı geldi? Bir yolsuzluk dosyasını kapatmak için bu acele, telaş niye? Sanıyorlar ki bu dosya kapanacak. Bu dosyayı kapatmıyoruz, bu dosyayı açmak için sonuna kadar mücadele edeceğiz.''

****

Oktay Ekşi Cumhuriyet Halk Partisi'ne katıldı. Ekşi Kemal Kılıçdaroğlu ile kürsüye çıktı. CHP'ye katılmaktan memnuniyetini dile getirdi. Kısa bir teşekkür konuşması yapan Ekşi sözü Kılıçdaroğluna bıraktı.

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun konuşmasından başlıklar şöyle:

Ekşi'nin gelmesinden mutluluk ve onur duyuyoruz. Bağımsızlık benim kareketerimdi dedi. Kalemini satmadı. Ama AKP ile beraber CHP'yi de eleştirdi. Tekrar hoşgeldin diyoruz.

Çalışan gazeteciler gününü de kutluyorum... Ayrıca şehit olan 5 subayımıza da Allah'tan rahmet diliyoruz...

Haftasonu narenciye üretimi yapılan üreticiyle görüştük. Orada da halkın başka sorunları var. Kuşadasında Romenlere gittik ayağımıza çağırmadık. Kalabalık bir grup ile gittik sorunları dinledik nasıl çözülmesi gerektiğini dinledik. Onlar insan gibi yaşamak oy kullanmak seçmek ve seçilmek istiyorlar. Onlar çoğu zaman görülmezden gelinmiş. Açılım dediler bulundukları Sultan mahalesinden onları çıkardılar buna da çözüm dediler. Biz toplumun her kesimine ulaşacağız... Aramızda çok sayıda muhtar var sorunlarını biliyoruz. Muhtarlık demokrasinin en saf en duru yaşandığı alanlardır. Birileri gelir onlardan oy ister ve seçilir.

53 bin muhtarımız var ortak ses çıkarmalarını isterim. Sizin sorununuzu kim çözüyorsa onun yanında olun. Demokrasinin güçlenmesine katkı verin. Kıvırcık Ali hepimizin tanıdığı bir sanatçı trafik kazasında hayatını yitirmiş Allah'ta rahmet diliyoruz.

Ne zaman Başbakan çıksa kürseye Türkiye'nin nasıl büyüdüğünü anlatır. Onu dinleyenler sorun yok zanneder. Sorunlar bazen o kadar acı ki devletin kurumları da gizleyemiyor. En son TÜİK yayınladı. 1 yılda 818 bin yoksul sayısı arttı.

Peki Türkiye'de yoksul sayısı 12 milyon 700 bin kişiye çıktı. Ben merak ediyorum. Sayın Başbakan nasıl yanıt verecek. Dolar milyarderi sayısı arttı nasıl oluyor da yoksul sayısı artıyor. Siz hiçbir AKP yöneticisinin yoksullaştığını duydunuz mu? Hepsi köşeyi döndü. Bu AKP'nin yarattığı tablodur. Bunlar sadece yandaşları düşünüyorlar. Bunların amacı yoksulluğu önlemek deil biraz daha büyütmek.

Yoksulluğu en fazla yaşayan kadınlar ve çocuklar. Eğer yoksulluk bu boyutta ise daha göreceğimiz çok şey vardır. Bizim yoksul sayımız Yunanistan ve Bulgaristanın toplam nüfusundan fazla. Türkiye'de 12 milyon 751 bin kişi yoksulluk sınırının altında. Yani bu ülkede her akşam 310 bin kişi yatağa aç giriyor. Bir STK Türkiye'nin 7 ilinde yoksulluk araştırması yapıyor. Onu bulup okuyun. Bu tab lolar bizim görmemiz gereken tablolardır. Türkiye genelinde ortak ses çıkarmamız gerekiyor.

Þimdi eğer bir ülkede AKP'nin uyguladığı politikalar insanları tefecinin eline düşürüyorsa biz buna itiraz edeceğiz. TÜİK söylüyor yoksulluk arttı. Yolsuzlukta sayı falan kalmadı. Elazığ'da yolsuzluk var diyorlar bakan izin vermiyor. Savcı çıkıyor Danıştay'a başvurup araştırıyor. O bakan utanmıyor mu? Kayseri'nin üstünü kapattılar. Ayın 4'ünde vali o dosyayı imzalayıp kapatıyor dosyayı. Yine aynı ayın dördünde çıkıp müşteşarlığa atanıyor. O vali kapatıyor dosyayı. O dosya Kayseri'den Ankara'ya nasıl geldi. Sen adalet bakanısın açıkla. Kayseri Ankara hattı 24 saat bile değil. O dosyayı Kayseri'den Ankara'ya nasıl geldi. İkinci soru dosyayı kapatmak için bu acele telaş niye? BNu dosya için sonuna kadar mücadele edeceğiz.

Geçen hafta parlementoda RTÜK yasası çıktı. Başbakan istediği kanalı kapatacak. Sen Padişah mısın kardeşim. Başbakan işi gücü bıraktı televizyon izleyecek şunu kapatın diyecek. 4. Muratta bile böyle değildi. Hemen muhalif bir şey oldu mu gönderin maliyeyi... Þimdi tazminat davası açtılar sandılar ki biz korkuyoruz. Mücadeleye devam edeceğiz...

Yargının sorunları var çözülmedi görmemezlikten gelindi. Sormadık bu yargıç neden serbest bıraktı tutukluları diye. Neden doğru dürüst araştırma yapmıyorsun diye sormadık. Yargıç ve Savcı açığımız var deniyor. Bu açık nasıl giderilecek. Sınavla... Doğru olan budur. Hak eden bilen kazansın bunun için yapılır. AKP diyor ki ben istediğimi alırım. O zaman ne sınav yapıyorsun yapma... Ama biz gideriz AYM'ye o ayrı... Biz sınav yapıyorduk Danıştay bizi engelledi dedi bakan neden engelledi doğru dürüst yapmadığınız için... Yargıç olur olmaz her şeyi bilirkişiye gönderir. Yıllardır bilinen olay AKP çözüm üretti mi? Bunu çözecek olan kim iktidar.. Kılını bile kıpırdatmıyor. Yargıyı çalıştırmayan sensin. Sen bu sorunların çözülmemesine katkı sağlıyorsun.

Adli Tıp bütün her yerde var. Uzmanlar burada çalışır. Öyle bir noktaya geldi ki Adli Tıp Kurumu'nu kendilerine benzettiler. Bu kurum bir iktidara yanaşma olabilir mi? Hizbullah davasında 5 yıl dosya bekledi. Hiç çıkıp neden 5 yıl sizde bekledi diye sordunuz mu? Sen 5 yıl süreyle hangi gerekçeyle niçin tuttun. Değerli arkadaşlar yargıtayın iş yükü malum... Bunların iktidarında 30'u aşkın üye vardı toplanamadılar. Bakan katılmadı neden benim adamlarım atanacak diye... 30'u aşkın üye toplandı ama atama yapamadılar. Yani yavuz hırsız misali... Bunlar iki düzenleme getirdiler. Yargıtay'da daire sayısı ona göre düzenliyorlardı.

AKP'nin elinden tutan mı var neden yasayı uygulayamıyorsunuz? Çıkan yasaları bir izle bakalım 2005'te çıkan bir yasa neden uygulanmaya konmuyor. Yargıda birçok alanda sorunlar olabilir ama önyargı ile yaklaşmamak lazım. Sağlıklı akıllı çözümlerle yola çıkarsak bu sorunu aşabiliriz. Orayı da özerk bir statüye kavuşturmamız gerekiyor.

Eğer siyasi otoriye savcının istediği kişiyi yandaş olarak gönderiyorsa sağlıklı yargı olmaz. Polis sadece iktidarın istediği belgeleri savcıya götürüyorsa bu böyle olmaz. Bir konuda uzmanlaşmış yargıcı bir başka kararla başka konuya bakar hale getirebiliyoruz. Adalet Bakanlığından ayrılan pay çok küçük. Vakıf olmasa adalet toparlanamaz. Tebliğ yapamıyorsunuz pul parası yok diye. 8 Yıldır argı ihmal edildi. Yargıyı ele geçirme değil sorunlarını çözme iktidarın görevi. Eğer bunu yapmazsak yargıdan beklediğimiz sonuçları elde edemeyiz.

İçerde beraat edecekler var biz hala içerde tutuyoruz. İnsanları alacaksınız aylarca yıllarca içerde tutacaksınız ve buna adalet diyeceksiniz. İcra davaları en çok ortaya çıkan davalar bu toplumu bu hale getirdi. Bunlar neden gündeme geldi. Hizbullah davası nedeniyle. Biz pişman değiliz diyorlar. Siz iktidar değil misiniz? Ne iş yapıyorsıunuz? Siz şikayet ediyorsanız o koltuklarda ne işiniz var. Siz kalkıp şikayet edeceksiniz. Sizin göreviniz ne? Neden çözmediniz ? Sekiz yıldır ne yaptınız? Sadece biz değil Yargıtay da söyledi bunu. Onlara yakın bir gazetede Yargıtay üyesi yazdı. Adalette bütün sorunlar getirilir bakanın önüne konulur. Birincisi yargı sorunlarını çözmek için önyargılı olmamak gerekiyor. Bizin gördüğümüz şu var olan sorunları Yargıyı ele geçirmek için uygulamaya başladı. Bu tuzağa ülke aydınlarının düşmemesi lazım. Aramızda balkan göçmenleri var. Onlara da hoşgeldiniz diyorum. Ve şuna inanıyorum güç ve birlik olursak çözülmeyecek sorun yoktur. Bu ülkenin sorunlarını halk çözecek....
Anahtar Kelimeler

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner118

banner113

Kılıçdaroğlu CHP'nin seçim bildirgesini...
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ATO Kongre Merkezi'nde partisinin Seçim Bildirgesi ve Aday Tanıtım...

Haberi Oku