Magazin:
Michael Moore işgal edecek yeni yerler arayışında
 Amerikalı yönetmen Michael Moore'yı diğer yönetmenlerden ayıran en büyük özellik memleket meseleleri. Daha önce de 11 Eylül, Irak Savaşı ve finans krizi gibi bir çok gündemde dert yaratan konuları kadrajına yansıtan başarılı yönetmenin ABD'nin tüm dertlerini dünyaya gösteriyor.
Başarılı yönetmenin "Şimdi Nereyi İşgal Edelim?" ismi ile militarizmi konu aldığı düşünülüyor. Tabii ki ABD'nin şimdiye kadar yaptığı savaşlar artık izleyicileri pek etkilemiyor. Moore ABD'nin yüksek askeri harcamalarını sık sık hatırlatıyor. Bu filmde elinde bir bayrakla dünyayı dolaşıyor ve beğendiği herşeyi ABD'ye fikir olarak götürmek için sembolik olarak işgal ediyor. Hatta Moore farklı ülkelerden sağlık sistemlerini örnekleyerek dünyaynın en iyi ülkesinde yaşadıklarını zanneden Amerikan vatandaşlarını pek çok kez uyardı.

Moore’un ne kadar manipülatif olursa olsun çoğunlukla doğru, duyarlı ve anlamlı noktalardan yola çıktığını düşünüyorum. Her seyirciyi kendi ülkesi üzerine düşündürmesi de filmin hoş yanlarından biri. Ama tüm bunlar yaklaşımındaki kolaycılığı, sığlığı unutturmuyor... Anlatıcı, yorumcu ve röportajcı olarak yönettiği belgesellerin yıldızı olan Moore’un seyirciyi belirli fikirlere yönlendirmeyi hedefleyen tarzını çok sevdiğimi söylemem mümkün değil. Ama yine de sinema sanatıyla düşünmeye çalışmasını kayda değer buluyorum. Daha önemlisi, filmlerini seyrederken sıkılmıyor, iyi vakit geçiriyorum. Moore’un iddiasız gibi görünen çok akıcı bir kurgusu ve olaylara mizahi bir yaklaşımı var. Lafı uzatmadan basit, akılda kalıcı ve vurucu yorumlar yapmasını; yeri geldiğinde görüntüleri konuşturmasını biliyor. İzlandalı kadınların ABD’yi eleştirdiği ve İtalya’da işverenlerle sohbet ettiği sahnelerde soru sorma konusunda çok iyi olduğunu da görüyorsunuz. Sonuç olarak, “Şimdi Nereyi İşgal Edelim?” sıkıcı olmadan düşündürmeyi başaran, eğlenceli bir belgesel.


 “Şimdi Nereyi İşgal Edelim?” benzer bir noktadan yola çıkıyor. Moore, İtalya’da ücretli izni, Finlandiya’da ev ödevi verilmeyen eğitim sistemini, Slovenya’da ücretsiz üniversiteyi keşfederken bütün Amerikalılar adına şaşırıyor. Şaşkınlık kadar karşılaştırma da önemli... Çocuk yaşta verilen yemek kültürü ve cinsel eğitim için Fransa’ya; orta sınıfın refahı için Almanya’ya gittiğinde ABD’de işlerin nasıl yürdüğüne de bakıyor.

Aslına bakarsanız, Moore’un ziyaret ettiği ülkelere derinlemesine baktığı ya da anlamaya çalıştığı söylenemez. Sadece gerçekten iyi işleyen bir fikri alıyor ve sözü kendi ülkesine getirerek sistemi eleştiriyor... Sözgelimi, Norveç’teki ceza infaz sistemi ile Portekiz’de uyuşturucu kullanımının serbest olmasından yola çıkarak sözü ABD cezaevlerindeki yeni kölelik düzenine getiriyor ve uyuşturucu sorununun azınlıkları içeri tıkmak için bir bahane olduğunu söylüyor. ABD’de finans krizi sırasında yargılanmayan bankacıları gündeme getirmek için bankacıları yargılayan İzlanda’ya; Kızılderili ve siyah katliamlarını hatırlatmak için Yahudi soykırımını kabul eden Almanya’ya; Amerikalıların tepkisizliğini eleştirmek için Arap Baharı’nın patladığı Tunus’a gidiyor... Bu arada, İzlanda ile Tunus üzerinden kadın hakları ve kadınların siyasetteki yerinin önemini vurguladığını; ABD’deki İslamofobi dahil daha birçok konuya değindiğini de belirtelim.

Filmin aldığı puan: 6.5

Anahtar Kelimeler

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Melania Trump'ın ceketinin fiyatı dudak...
Amerika Firs Lady'si Melanie Trump'ın kıyafet tercihi G7 zirvesine damga vurdu.

Haberi Oku