Yaşam:
Erken yaşta evlendirilen çocuklar intihara sürükleniyor
Ne yazık ki bu modern zamanda hala ailesinin baskısı nedeniyle "çocuk gelin" olan kızlarımız var. Hayatı tanımadan, hayattan beklentilerini oluşturmadan ve yaşayamadan, bedensel ve ruhsal gelişimini tamamlayamamış bu "çocuk gelinler" hepimizin sorumluluğudur aslında.

Birkaç gün önce okul bahçesinde arkadaşları ile ip atlayan kız çocuğu, "çocuk gelin" olduktan sonra daha kadınlığın ya da cinselliğin ne olduğunu bilmeden, çoğunlukla da kendisinden yaşça oldukça büyük bir erkekle, sadece ailesi razı geldiği için, zorla kadın rolüne sokulur. Arkadaşlarından, öğretmenlerinden, yaşamdan kopmak zorunda kalır. Gencecik yaşta kaderine boyun eğen çocuk, onu bekleyen zorlu ve çıkmaz yolda tek başına, hiçbir hak iddia edemeden yürümek zorunda kalır.
8 Yıllık Eğitimini Tamamlamamış Çocukların %70'i Kızdır

Yapılan araştırmaların sonuçlarında 8 yıllık temel eğitimini tamamlamamış ya da yarıda bırakmış çocukların % 70'e yakınının kız olduğu, bunların da çoğunun ailelerinin kararı ile evlendirildikleri için okula devam edemedikleri bildirilmiştir çünkü evlendirilen çocuk, eğitim kanununa göre normal eğitime devam edemez. "Evli" olduğu için...
Neden Kız Çocukları Erken Yaşta Evlendiriliyor?

Ülkemizde özellikle doğu ve güneydoğu bölgesinde 14-16 yaş arasında evlendirilen kız çocuğu sayısı oldukça yüksektir. Bunun sebebine bakıldığında ya da "neden kız çocukları erken yaşta evlendiriliyor?" diye bir soru sorulduğunda altta yatan sebeplerin tamamen ekonomik olduğu anlaşılmaktadır. Aile içi nüfusun yoğun olması sebebiyle, ne yazık ki çocukların eğitimine, öğretimine ve hatta temel ihtiyaçlarına ayrılan para kısıtlıdır ya da yoktur. Bu durumda ilk vazgeçilen kız çocuğunun eğitim-öğretimi ve hatta çocuğun kendisidir. Daha önce "değeri" olmayan, ergenliğe girip bedensel olarak biraz gelişince daha "değerli" hale gelen kız çocuğu artık ekonomik bir metadır. Çocuk üzerinden yapılan bu maddi hesaplar sonucunda çocuğun kendisinden vazgeçilir ve çocuk kaderine terk edilir. Boyun eğmeyen çocuk yola getirilir. Gelmezse gerekirse "namus cinayeti" kisvesi altında yok edilir.

Erken yaşta kadın olan çocuğu bekleyen ruhsal ve fiziksel problemler, o yaşta bir çocuğun ne ruhsal ne de bedensel olarak taşıyamayacağı kadar ağırdır. Bedeni tam gelişmeden anne olan çocuk, erken yaşta yıpranır. Daha otuzlu yaşlarında yaşlı bir bedenin içine hapsolur. Çocukluğunu ya da ergenliğini yaşamadan, annelik gibi bir sorumluluğun altında ruhu ezilir. Ruhsal ve bedensel olarak sağlığı bozulur. Erken yaşta depresyon ve diğer psikiyatrik hastalıkların ortaya çıkar. Bu sebeptendir ki günümüzde kadın intiharlarının sayısı artmıştır.
Toplum Olarak Üzerimize Düşenler

Toplum olarak üzerimize düşen öncelikle kadınlara olan bakış açısını değiştirmek ve kadına verilen değeri arttırmaktır. Bu ancak eğitim yoluyla çocuklardan başlaması gereken bir yoldur. Kız çocuklarının erkek çocuklar gibi eşit haklara sahip olduğunu çocuklara anlatılmalıdır.

Biz profesyonellerin yapması gereken toplumun bilgilendirilmesini sağlamaktır. Bu konuda yapılacak ya da düzenlenecek forumlar, oturumlar, eğitsel organizasyonlar ve bunların yaygınlaştırılması konusunda biz ruh sağlığı çalışanlarına büyük bir iş düşmektedir. Çünkü mesleğimizin bir parçası da toplumda oluşabilecek ruhsal problemleri daha ortaya çıkmadan engellemek ve önlemektir.
Eğitim-Öğretim Kanununda Düzenlemeler Yapılmalı

Bu konuda oluşan problemleri temelli çözmenin en önemli yolu ise hem eğitim-öğretim kanununda düzenleme yapılması hem de medeni kanunda değişiklikler olabilir. Erken yaşta evlen(diril)en çocukların eğitim hakkının ellerinden alınmaması ve bu işin kaderlerine bırakılmaması, her koşulda 8 yıllık zorunlu eğitimin normal eğitim sistemi içinde tamamlanmasının sağlanması, bunun için gerekli düzenlemelerin yapılması, bu çocukların en azından çocukluğunu yaşamalarına izin verilmesi iyi bir başlangıç olabilir. Erken yaşta aile rızası ya da onamı ile yapılan evliliklerde çocuğun fikri uzman psikologlar ya da profesyoneller eşliğinde alınmalıdır. Bu kız çocuklarına ailenin kurduğu baskı olmadan kendini ifade edebileceği zeminler hazırlanmalı, gerekirse böyle bir evlilik öncesi çocuk izleme alınmalı ve ruh sağlığı profesyonellerince takip edilmelidir. Karar bu girişim sonrasına ertelenmelidir.

Erken yaşta evliliğin önünün kanunen tamamen kesilmesi radikal bir yaklaşım gibi görünmekle birlikte, kanayan bu toplumsal yaranın belki de en önemli ilacı da olabilir.
Anahtar Kelimeler

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

25 Yaşında Çocuğum Olmuyor Diye İntihar...
Rabia ve Oktay Altun çifti iki yıl önce evlendiler. Çiftin çocukları olmadı ve doktora başvurdular. Annelik...

Haberi Oku