Güncel:
Levent Bektaş'ı TÜBİTAK raporları kurtardı! Tahliye olmasına şaşırdı
Eski emekli Binbaşı Levent Bektaş, tahliye kararına çok şaşırdığını söyledi. TÜBİTAK'tan gelen verilerin tahliyesinde çok etkili olduğunu söyleyen Levent Bektaş, 5 yıllık adaletsizlik sürecini kolay atlatmalarındaki nedenin kendilerine duyulan sevgi ve sempatinin olduğunu söyleyerek, Türk halkına kendilerinin suçlu olduğa inandıramadıklarını söylediler.


Poyrazköy davasında önceki gün tahliye edilen emekli Binbaşı Levent Bektaş tahliye kararına çok şaşırdığını, yeni gelen TÜBİTAK raporunun tahliyelerde etkili olduğunu düşündüğünü söyledi.

Bektaş 5 yıllık adaletsizlik sürecini kolay atlatmalarındaki nedenin kendilerine duyulan sevgi sempati oluduğunu söyleyerek “Türk halkına bizim suçlu olduğumuza inandıramadılar” dedi.

SAT Komandosu olan emekli binbaşı Levent Bektaş şöyle devam etti: “

5 yıldır ilerleyen hukuki süreçte her duruşma hüsranla sona erdiği için yine aynı şekilde sonuçlanacağını zannediyorduk. Kendimizi iyi şeylere hazırlamamayı öğrendik. Süreç bunu öğretti bize. Duruşmadan sonra çantalarımızı alıp Silivri’ye geri döneceğimizi zannettik. Tabi kararı duyunca şok oldum. Sevinç, hüzün hepsi bir aradaydı. 5 yıl insan hayatında çok uzun bir süre. Ama bizim tutukluluğumuza devam diyen heyet ve karar sistemi bir şekilde tutukluluğun sonlandırılmasına karar verdi. Teşekkür ediyorum ben mahkemeye.”
DÜNYAYA BİR DAHA GELSEM YİNE 'SAT' OLURDUM

42 yaşında emekli olduğunu belirten Levent Bektaş bu kararı ailesiyle birlikte olmak adına verdiğini belirterek şöyle devam etti:

“Emekli olduğumda mesleki tatmini yaşayabileceğim en üst noktaya geldiğime inanıyordum. Askerlikten soğuduğum ya da SAT olmaktan bıktığım için emekli olmadım. Yani ben dünyaya bir daha gelsem yine SAT komandosu olurdum. Yine eşimle evlenirdim. Bunu bütün kalbimle söylüyorum. 14 yaşımda başladım ben bu mesleğe. Yaşıtlarım sokakta top oynarken bizim omzumuza tüfek verdiler ‘Siz bu ülkeyi koruyacaksınız’ diye. Ailem hiç istemedi. Ben istedim. Özellikle annem ilk deniz lisesine katıldığımda 1981’de Heybeliada’da bırakırken ağladı, ‘oğlum gel gitme’ diye.

“Ben bu 5 yıllık süreçte destek olan herkes çok teşekkür ediyorum. Bu inanç bizi orada daha sağlam tuttu. Ben Albay Mustafa Levent Göktaş ile koğuş arkadaşıydım. 1 nolu cezaevindeyken 2,5 yıl hücre şartlarında muhafaza edildik. Yan hücremizde Doğu Perinçek vardı. Cezaevi hayatı bir çok trajediyi içinde barındıran bir hayat . İnsan trajedisinin çok bol olduğu bir yer. Öğrenilecek tecrübe edilecek çok şey var. Ama Allah kimseyi düşürmesin. Hele suçsuz olduğunuza inanıyorsanız. Bu bilinçle oradaysanız. Biz ilk günden beri başımız dimdik girdik dimdik çıktık. Ne kafamızı örttük, ne gözlerimizi kapattık. Bu vicdanı rahatlık da insanı bir şekilde orada rahat ettiriyor. Levent Bektaş cezaevi nasıldı sorusuna espiriyle karşılık verdi: “Cezaevinde yaşanan cezaevinde kalır. Herkes birbirine destek oldu. Onlarca kitap yazıldı içeride.”

TÜBİTAK RAPORU
 
“ Yaşanılan siyasi süreç, ülkemizde gelinen nokta, 17 aralık diye bilinen kırılma noktası, onun yarattığı etki, savcı ve hakimlerin üzerindeki etkisi son raporla birleştirilince böyle bir sonuç çıktı diye değerlendiriyorum.”

GERİDE YÜREĞİ YARALI ARKADAŞ BIRAKTIM

“Bu süreç daha bitmedi tabi. O duvarların arkasında vatan evlatları var. Ben kendi suçsuzluğuma ne kadar inanıyorsam her birinin suçsuzluğuna o kadar inanıyorum. Gerek balyoz gerek Ergenekon’da. Bir asker için geride birisini bırakmak çok zordur. Ölü, diri ya da yaralı farketmez. Ali Türkşen arkadaşım Balyoz davasından içeride. Ben geride yüreği yaralı bir arkadaşımı bıraktım.” İnşallah bu hukuki düzenlemeler en kısa zamanda gerçekleşir. Onların da o duvarların bu tarafına geçmesiyle bizim özgürlüğümüz tamamlanır. Çünkü şu an yaşadığımız yarım bir özgürlük. Buruk bir mutluluk bizimki. Kardeşim gibi sevdiğim dostlarım da var içeride. Daha sonra tanıştığım ama her nedense aynı örgütün üyesi olmaktan suçlandığımız insanlarda orada. Cezaevi sürecinde tanıdım herkesi. Tanımaktan da çok büyük gurur duydum her birini. “
“Komutanım Ali Tatar’ın evine aramaya gidildiğinde bu durumu gururuna yediremediği için intihar etti. Şimdi Poyrazköy davasında tutuklu sanık kalmadı. İnsanların masum olduğu yavaş yavaş anlaşılıyor. Dava sonuçlandığında görülecek. Peki o zaman Ali Tatar’ın hesabını kim verecek.

Hasta olan Cem Aziz Çakmak benim hem saygıdeğer komutanım hem ağabeyim. Kendisine acil şifalar diliyorum. En kısa zamanda yanına gideceğim. O kadar çok seveni var ki yanında onların duasıyla o şifayı en çabuk zamanda bulacağına inanıyorum.”

 
Anahtar Kelimeler

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner118

banner113

CHP'de gündem revizyon
CHP'de imza yeter sayısına ulaşılamadığı gerekçesiyle olağanüstü kurultayın toplanmayacağının...

Haberi Oku