Dünya:
Bizi Daha Kurak Bir Gelecek Bekliyor
Daha da kötüsü, depremlerden ve kasırga gibi hızlı hareket eden hava olaylarından farklı olarak, kuraklık bazı bölgelerde kalıcı bir duruma dönüşebilir. Etkileri hemen hissedilmediği için iklimbilimciler kuraklığa "sinsi afet" diyor. Bu arada, küresel su talebinin 2025'e kadar üçte iki oranında artması beklenirken Birleşmiş Milletler "ufuktaki su krizi"nden endişeli. Olağanüstü bir kuraklığı önlemek için suyla ilgili düşüncelerimizi, onu değerlendirme ve kullanma usullerimizi yeniden tanımlamalıyız. Büyük kuraklık geçen sonbaharda başladı. Çoğu ABD eyaletindeki sıcaklıklar günlerdir 37 santigrat derecenin üzerinde seyrediyor. Ülkenin iç kesimlerine çöken yüksek basınç sistemi, kuzeyden gelen serin havayı engelliyor. Texas ve New Mexico kayıtlardaki tüm yıllardan daha kurak. Yüksek sıcaklıklar geçen yıl öldürdüğü kişi sayısı açısından kasırgaları, hortumları ve selleri geride bıraktı. Geçen yıl 138 kişinin ölümüne yol açan ölümcül sıcaklık, çalıları tutuşmaya hazır hale getirip onları yıldırımlar ve insanların dikkatsizliği karşısında savunmasız bırakıyor. Bu yıl şu ana dek ülke çapındaki 40 bin orman yangınında 2,3 milyon hektar alan yandı. Ağustos'taki şiddetli sıcaklar muhtemelen durumun düzelmesinden önce şartları daha da kötüleştirecek. Columbia Üniversitesi Lamont-Doherty Yer Gözlemevi'nde güneybatıyla ilgili tarihsel kayıtları ve iklim modeli tahminlerini inceleyen Richard Seagar, bulguları için şunları söyledi: "Aslında buna kuraklık diyemeyiz, çünkü bu geçici bir değişime işaret eder. Modeller artan bir kuraklaşmayı gösteriyor. 'Sahra kuraklık yaşıyor' diyemezsiniz. O bir çöl. Modeller doğruysa, güneybatı kalıcı bir kuraklaşmayla karşılaşacak". Artan nüfus su kaynakları üzerindeki baskıyı büyüttü. Dünyada rekor sayıda insan yaşıyor ve su çoğu yerde sürdürülemez oranlarda kullanılıyor. Toplumsal değişimler su kaynaklarına yönelik derin ve kapsamlı etkilere katkıda bulunuyor. 2008'de dünyadaki şehir nüfusu, tarihte ilk kez kırsal nüfusu geçti. Su giderek daha çok şehirlerde tüketiliyor. Ama dünyanın en büyük şehirlerinden bazıları (Avustralya'da Melbourne, İspanya'da Barselona ve Mexico City) şimdiden kuraklık krizlerinden zarar gördü. Daha ileri kuraklık yeni tür afetleri doğurabilir. Avustralya'nın Perth şehrini ele alalım: Yağış azalırken nüfusu 1,7 milyonu geçti. Þehir planlamacıları, etkili adımlar atılmazsa Perth'ün dünyanın ilk "hayalet şehri" yani susuzluktan dolayı terk edilen ilk modern metropol olacağından kaygılanıyor. ABD'nin hızla büyüyen çöl şehirlerini (Las Vegas, Phoenix ve Los Angeles) bekleyen kader de aynı olabilir. Kuraklaşmaya karşı geleneksel tepkimiz, su altyapısı (baraj, boru hattı, su kemeri ve su seti) kurmak oldu. Çoğu kişi, Mississippi Nehri taşkın sularını tutup kavrulmuş batı bölgelerine borularla göndermeyi amaçlayan "Mississippi'yi tersine akıtma" projesinin de olduğu, daha büyük barajlar ve kapsamlı su şebekesi inşa etme planlarını savunuyor. Ama artık yaygın kabule göre, suların yönünü değiştirme projeleri pahalı, verimsiz ve çevresel açıdan yıkıcı. Su yetkilileri kuraklıktan etkilenmeyen bir su kaynağı arayışında. Havayı değiştirme ya da bulut tohumlama özellikle cazip bir fikir. Kimyacılar bulutlara atılan kuru buzun kar yağdırdığını, gümüş iyodürle tohumlanan bulutların yağmur ürettiğini bulunca, heyecanla kuraklığı bitirmekten söz ettiler. Havayı değiştirme, yağış miktarını en fazla yüzde 10-15 arasında artırır. Çin 1999-2006 arasında yılda 36 milyar ton yağmur yağdırdığını iddia ediyor. Ancak bunu eleştiren Ulusal Araştırma Konseyi gibi kurumlar, hava değiştirme yönteminin etkinliğini sorguluyor. Sonuç: bulgular hava değiştirmenin sınırlı ölçüde işe yaradığını gösterse de, yöntemin kısa dönemde büyük miktarda su sağlaması olası değil. Okyanus çok daha umut verici bir su kaynağı. İnsanlar yüzyıllarca tuzlu suyu sınırsız bir tatlı su kaynağına çevirmeyi düşledi. Başkan John F. Kennedy 1961'de "eğer rekabet edebilir bir şekilde, ucuz maliyetle tuzlu sudan tatlı su elde edebilirsek, bu diğer tüm bilimsel başarıları gölgede bırakır" demişti. 2008 itibarıyla dünyada 13 bin tuz giderme tesisi günde milyarlarca galon su üretiyordu. Ama masraflı ve çevresel açıdan tartışmalı tuz giderme yöntemi, ABD'de çok yavaş benimseniyor. Kanalizasyon suyundan arıtılmış atık su estetik açıdan tartışmalı olsa bile, ilginç bir içme suyu kaynağı sunuyor. Arıtılmış suyun savunucuları buna "duştan çiçeklere" derken, eleştirenler "tuvaletten musluğa" diye kötülüyor. Suyu aktarmayı ve arıtmayı içeren atık su arıtma projeleri, yavaşça kabul görüyor. Texas El Paso'da musluk suyunun yüzde 40'ı arıtılmış atık su. Virginia Fairfax'te musluk suyunun yüzde 5'i geri dönüştürülmüş atık sudan geliyor. Suyu en tutumlu kullanan ülke olan Singapur, dikkate değer bir model sunuyor. 1950'lerde suyu karneyle dağıtan ülke, 1960'larda birinci sınıf bir su şebekesi inşa etmeye başladı. Þu anda suyun yüzde 40'ı Malezya'dan geliyor. Yüzde 25 ile 30 gibi kayda değer bir oranı, atık suyun arıtılması ve tuz giderme sayesinde elde ediliyor. Kalanı da geniş ölçekli yağmur suyu toplama sistemi benzeri kaynaklardan geliyor. Su vergileri ve verimli teknolojilerle su talebi kısılırken, Singapurlular her damlayı korumaya teşvik ediliyor. En önemlisi, ülkenin suyu gelişmiş, iyi mali destek alan ve siyaseten özerk bir su idaresince yönetiliyor. Sonuçta Singapur'da kişi başına günlük su tüketimi 2003'te 165 litreyken, 2011'de 154 litreye indi. ABD çok daha büyük ve karmaşık bir ülke. Ama vatandaşlarını su tasarrufu konusunda eğitirse çok daha iyi bir iş çıkarır. Başka basit adımlar da atabilir: Akıllı sayaçlar takmak, (yılda 3,8 trilyon litreden çok suyu boşa akıtan) sızıntıları belirlemek, verimliliği özendirmek için kademeli su fiyatlandırmasına başvurmak, geniş ölçekli yağmur suyu toplanmasını ve atık su geri dönüştürülmesini teşvik etmek. Yeni bir federal su idaresi (bir su kralı atamak veya kurumlar arası bir su kurulu oluşturmak), ülkenin su kaynaklarını bütüncül bir yolla yönetebilir. New Mexico, Texas, Louisiana, Georgia ve Florida'dan gelen haberlerin açıkça gösterdiği gibi, bu sorunun kendi kendini çözmesini beklemek saflık olur.

THE NEWYORK TİMES
Anahtar Kelimeler

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner118

banner113

ABD'den nükleer bombardıman uçaklarıyla...
ABD Hava Kuvvetleri'ne bağlı B-52 nükleer bombardıman uçaklarının, Ağustos başında tartışmalı...

Haberi Oku